| Deprem Sonrası Travma ile Başetme
Bir bireyin akut travmadan etkilenmesi olayın şiddeti ile yakından ilgilidir. Ancak dayanma ve baş etme gücü kişinin kalıtımsal yapısına, gelişimsel özelliklerine, öğrenmelerle geliştirdiği benlik gücüne, böyle bir olayla karşılaşmaya hazırlıklı olup olmadığına ve daha birçok etkene bağlıdır. Yani bir travmanın etkisi bireyden bireye göre değişebilir. Örneğin büyük depremlerden sonra insanların hepsi çok ağır travma ve stres altında kalmaktadırlar, hepsi ruhsal ve fiziksel olarak etkilenmektedirler, fakat hepsi ruhsal bozukluk derecesinde hastalanmamaktadırlar. 17ağustos depremini bizzat yaşamamış ama TV aracılığı ile depremi izlemiş olan insanların arasında hastalığa maruz kalmış kişiler olmuştur. Travma yaşandığında kişinin zihninde ve algısında şekillenir ve bir anlam kazanır. Bu algıya göre kişi ya olayı sonun başlangıcı olarak görür, ya da yaşanan travmatik olayı yok saymayıp uyum sağlayarak bu olaydan kazanımla çıkabilir. Yani yaşanan olayın şiddeti kişinin onu nasıl algıladığı ile de ilintilidir. Cinsiyet açısından bakıldığında deprem felaketinin ardından kadınlarda travma sonrası stres bozukluğunun erkeklere göre 2 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. Fakat bu durumla baş etme süreci kadında daha iyi işler. Kadın erkekten farklı özellikler taşır, bu yaradılıştan getirdiği özellikler olduğu gibi toplumun ona biçtiği kaftan ile de ilgilidir. Kadın fiziki olarak daha az güçlü olmasına rağmen doğurgan olması, anne olma içgüdüsüne sahip olması, ev ve çocuklarına duyduğu sorumluluklar nedeniyle daha dayanıklı, daha dirençlidir. Üzüntü anında kadın ve erkeğin beyni farklı çalışır. Erkek kabuğuna çekilir, susar, sessizleşir, konuşmak yerine düşünür. Travma yaşadığında alkol ve madde kullanımına yönelir. Kadın stresini, üzüntüsünü paylaşır, duygularını, korkularını, üzüntülerini konuşmaktan çekinmez. Yakın çevresinden destek alır. Duygu paylaşımı travmayı yenmede önemli bir unsurdur. Afetler sonrası sunulan sosyal desteğin ruhsal travmadan koruyucu etkisi de cinsiyetler arasında farklılık gösterir. Erkek için daha çok maddi destek, yardım kuruluşlarının desteği, ailesinin güvenliğinin sağlanması gibi “sosyal desteğin kendisi” koruyucudur. Kadında ise sosyal destek algısı ön plana çıkar. Yardım istediğinde arayabileceği kişiler olduğunu bilmesi “yalnız değilim, istersem yanımda olacaklar” güvencesini kendi içinde yaşıyor olması travmanın olumsuz etkilerinden korur. Araştırmalarda mükemmel bir eş desteğinin erkek için ruhsal koruyucu etkisi izlenmişken kadın için mükemmel eş desteğinin daha az etkili olduğu görülmüştür. Orta karar bir eş desteğinde kadının bağımlılığı kırılıp, kendi ayakları üzerinde durması ile sorun çözme becerileri artmaktadır. Sağduyusu güçlü, sorun çözme becerisi artmış kadın stres karşısında dağılmamakta, felaketin ruhsal etkilerinden hızla kurtulmaktadır. Psk. Nuray Gergerlioğlu
|